Ana-Baba ve Akraba Hakları

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun; Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de:

وَقَضَى رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَا أُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلًا كَرِيمًا (23) وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا

 “Rabbin, yalnız Kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı “Öf” bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: «Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!» diyerek dua etbuyurmuştur. Şehadet ederiz ki bir tek Allah’tan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur. Yine şehadet ederiz ki Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir. Salât ve selam Peygamberimiz Muhammed üzerine, ailesi ve ashâb’ının üzerine olsun.

İslam, tüm yüce ahlaklara ve doğru davranışlara çağıran ve her asil ilkeye dayanan bir hoşgörü mesajı ile geldi. Bu mesaj; insanlar arasında doğruluk, adalet, şefkat, sevgi ve insanlık ile dengeyi ayarlayan değerlere davet etti. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor”.

İslam şeriatının azametli tezahürlerinden biri, ana babalarla ve akrabalarla muamele etmek için kurallar, esaslar ve haklar ortaya koymasıdır. Ana-babalar; saygı gösterilmeye, takdir edilmeye ve ilgilenmeye en layık insanlardır. Yüce Allah Kur’an-i Kerim’de, O’na ibadet etme ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmama emri sonrasından hemen ana babaya iyilik ve ihsan etmemizi emretti. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya iyi davranın”. Allah Teâlâ, nimetlerine şükretmeyi emrederken fazileti ve azameti için ana babaya da şükretmeyi de emretti. Abdullah b. Abbas dedi ki: üç ayet üç şeyle bağlı olarak indirildi. Bağlı olduğu şey de yapılmadan hiçbiri kabul edilmez. “Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur” ayeti de onlardan biridir. İşte ana babasına şükretmeyen insanın Allah’a şükretmesi kabul olunmaz.

İslam dinimiz, ana babanın makamını yüceltip onlara iyilik ve ihsan etmeyi emretti. Abdullah b. Amr’ın naklettiğine göre, “Bir kimse Resûlullah’a gelerek cihâda çıkmak için izin istedi. Resûlullah ona: “Annen baban sağ mı?” diye sordu. O ‘Evet’ deyince; Efendimiz “Anne ve babaya hizmet ederek cihadını yap” buyurdu.

Hz. Musa aleyhisselam‘ın hikâyesindeki sâlih adamın iki kızı; ana babaya iyilik etmenin en iyi örneğini verdi. Halbuki kızların babası çok yaşlıydı, çalışamıyordu. Bu yüzden yıkılmadan usanmadan onun yerine çalışırlardı. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Medyen suyuna geldiğinde, davarlarını sulayan bir insan topluluğu buldu. Onlardan başka, hayvanlarını sudan alıkoyan iki kadın gördü. Onlara: “Derdiniz nedir?” dedi. “Çobanlar ayrılana kadar biz sulamayız. Babamız çok yaşlıdır, onun için bu işi biz yapıyoruz” dediler”.

Cabir’den rivayet edildiğine göre: Bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek: Benim mal ve çocuğum var. Babam da malımı kökünden kurutmak, tüketmek ister” dedi. Bunun üzerine Resûlullah: «Sen de malın da babana aitsiniz» buyurdu.

Hz. Fatıma radıyallahu anha babasına olan sevgisinde, saygısında ve nezaketinde bizim için en iyi örnektir. Resûlullah onun yanına girdiği zaman, Hz. Fatıma ayağa kalkar, babasının elini tutar, onu öper ve kendi yerine oturturdu. Ona karşı nezaketle davranır ve onun gelişine sevinir ve yüce makamına saygı gösterirdi.

İslam, ana babaya saygı duymamızı ve onlara eziyet etmemizi emretti, Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı “Öf” bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin”. Yüce Allah; öfkeyi gösteren en küçük kelime olan “Öf” bile demeyi yasakladı. Bu kelimeden daha küçük bir kelime olsaydı, Allah mutlaka onu yasaklardı. İnsanın ana babasına zarar vermesi veya herhangi bir şekilde kendilerine kötülük etmesi yasaktır. Ebu Hüreyre radıyallahu anh; bir adama -babasına iyilik etme konusunda- şöyle öğüt verdi; “Onun önünde yürüme! Ondan önce oturma! Onu ismi ile çağırma! Ona sövdürme!”. Yani: insan kendi yüzünden babasını hakarete maruz bırakmamalı ve Müslüman ana-babasına zarar verme sebebi olmamalıdır. Hz. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem: “İnsanın kendi ana babasına lânet etmesi en büyük günahlardandır” buyurmuştu. Ashâb-ı kirâm: “Yâ Resûlallah! Bir kimse kendi ana babasına nasıl söver?” deyince: “Birinin babasına söver, o da onun babasına söver. Adamın anasına söver, o da onun anasına söver” buyurdu.

İslam, ana baba Müslüman olmasalar dahi kendilerine iyi davranmayı tavsiye etti. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme! Onlarla dünyada iyi geçin!”. Hz. İbrahim babasına olan çağrısında iyi geçinirdi. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kitap’ta İbrahim’i an. Zira o, sıdkı bütün bir peygamberdi. Bir zaman o babasına dedi ki: Babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bir şeye niçin taparsın? Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz yola çıkarayım. Babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan, çok merhametli olan Allah’a âsi oldu. Babacığım! Allah tarafından sana azap dokunup da şeytanın yakını olmandan korkuyorum”.

İşte Esma bintu Ebî Bekr, müşrik olan annesi kendi yanına gelmişti. O da Resûlullah’tan bu meselede fetva istedi de: Annem bana sokulmak ve karşılık görmek istiyor. Anneme ilgi ve iltifat edebilir miyim? dedim. Resûlullah: “Evet, annene ilgi ve iltifat eyle!” buyurdu.

Ana babaya iyilik etmenin insanın dünyada ve ahirette göreceği büyük etki ve yararları vardır. İşte ana babaya iyilik ve riayet etmek, Allah’ın rızasını kazanma nedenidir.  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Allah’ın rızası ana babanın razı edilmesindedir. Allah’ın öfkesi de ana babanın öfkesindedir”.

Yine de ana babaya iyilik etmek, sıkıntıların giderilmesine bir nedendir. Abdullah b. Ömer’den, o da Resûlullah’tan sallallâhu aleyhi ve sellem naklen rivayet etti ki: «Bir zamanlar üç kişi yolda giderken kendilerini yağmur tutmuş ve dağda bir mağaraya sığınmışlar. Arkasından mağaranın ağzına dağdan bir kaya düşmüş ve onları kapamış. Bunun üzerine yolcular birbirlerine: “Bakın Allah için sâlih amel işlediyseniz, o ameller vasıtasıyla Allah’a dua edin. Ola ki, Allah bu kayayı sizden açar” demişler, içlerinden biri: Allah’ım!  Benim iki ihtiyar geçkin ana-babamla, bir karım ve kü­çük çocuklarım vardı. Onlara iyi bakardım. Hayvanlarımı yanlarına getirdiğim zaman süt sağardım, önce annemle babamdan başlayarak çocuklarımdan önce onlara içirirdim. Şu var ki: Bir gün ağaçlık beni uzaklara gö­türdü de akşamlayıncaya kadar gelemedim. Ve onları uyumuş buldum. He­men evvelce yaptığım gibi süt sağdım. Ve kabı getirerek başları ucuna di­kildim. Onları uykularından uyandırmaya kıyamıyordum; çocuklara da onlar­dan evvel süt vermekten çekiniyordum. Çocuklar ayaklarımın dibinde çağ­rışıyorlardı. Benim ve çocukların hâli bu minval üzere fecir doğuncaya ka­dar devam etti. Ey Rabbim! Eğer benim bunu senin rızanı dileyerek yaptığımı biliyor­san, bu kayadan bize bir miktarını arala da, ondan gökyüzünü görelim, demiş. Bunun üzerine Allah kayanın bir miktarını aralamış ve ondan gökyüzünü görmüşler). İşte bu adam ana babasına ettiği iyilik onun kurtulmasına bir neden oldu.

Ana babasına iyilik eden insan; kendi çocukları tarafından da iyilik ve ihsan görür.  Bilindiği gibi ceza, amel cinsindendir. Hz. İbrahim kendi babasına iyi davrandığı için Yüce Allah ona oğlu Hz. İsmail’in iyiliğini ve itaatkârlığını göstererek mükafat vermiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi”.

Ana babaya iyilik etmenin dünyada semereleri olduğu gibi ahirette de Müslümanın cennete girip mutlu olmasının sebebidir. Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem‘in yanına gele­rek cihâda çıkmak için müsaade istedi.   Resûlullah: «Annen hayatta mıdır?» buyurdu. Adam: Evet, dedi. Resûlullah: «Sen annenin ayağına sarıl. Çünkü cen­net oradadır» buyurdu. Başka bir hadiste Resûlullah buyurdu ki: “Anne ve baba, cennete en ortadaki kapıdan girmeye vesile olur. Artık sen o kapıyı ister bırak ister elinde tut”. İbn-i Ömer bir adama dedi ki: “Cehennemden korkar mısın ve Cennet’e girmek ister misin?” adam: “Evet, vallahi” dedi. İbn-i Ömer sordu ki: “Ana-baban hayatta mı?”, adam da “Yanımda yalnız annem var” dediğinde, İbn-i Ömer: “Allah’a yemin ederim ki, eğer annene yumuşak söz söylersen ve ona yemek yedirirsen, büyük günahlardan sakındıkça, muhakkak Cennet’e girersin,” dedi.

Şunu vurguluyoruz ki, insan ne kadar iyilik ve ihsan yapsa da ana babanın hakkını ödeyemez. Bu bağlamda Hz. Peygamberimiz buyurdu ki: “Çocuk, hiçbir iyilikle babanın hakkını ödeyemez; ancak onu kö­le olarak bulur da onu satın alarak hürriyetine kavuşturursa eder

Bu sözlerden sonra kendim ve sizin için Yüce Allah’tan bağışlanma dilerim.

* * *

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. İnsanların Efendisi son Peygamber Hz. Muhammed’e, ehli ve ashabının hepsine salât ve selam olsun.

Kıymetli Müslüman kardeşlerim!

İslam, ana babaya iyilik etmeyi tavsiye ettiği gibi, akrabalara da iyilik etmeyi tavsiye etti. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitab’ına göre, birbirleri için mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler”. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ varlıkları yaratma işini tamamlayınca, akrabalık bağı ayağa kalkarak: Bu duruş, akrabalık bağını koparan kimseden sana sığınanın duruşudur, dedi. Allah Teâlâ: Pekâlâ, seni koruyup gözeteni gözetmeme, seninle ilgisini kesenden rahmetimi kesmeme râzı değil misin? diye sordu. Akrabalık bağı: Evet, râzıyım, dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ: Sana bu hak verilmiştir, buyurdu: Bunları anlattıktan sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: İsterseniz şu âyeti okuyunuz, buyurdu: “Ey münâfıklar! Siz iş başına geçecek olursanız, yeryüzünde fesat çıkarır, akrabalarla ilginizi kesersiniz, değil mi? İşte Allah’ın lânete uğrattığı, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimseler bunlardır”. Başka bir hadiste Peygamber efendimiz bize anlattı ki: Cenâb-ı Hak şöyle buyurdu: “Ben Allah’ım, Ben Rahman’ım. Ana rahmini ben yarattım. Ona kendi (Rahman) adımdan verdim. Kim akrabalık bağlarını gözetirse ben de onu gözetirim. Kim de akraba ile bağını keserse bende onunla bağımı keserim”.

Akrabaları ziyaret etmek ve onlara yardım ve destek sağlamak gerekir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki: “Yoksula verilen sadaka bir sadaka, akrabaya verilen sadaka ise iki sadaka yerine geçer: Biri sadaka sevabı, öteki de akrabayı koruyup gözetme sevabıdır.” İşte akrabaların davetine icabet etmek, hastalarına ziyaret etmek ve cenazelerine katılmakla bu sevap gerçekleşir. Küçüklerine sevgi ve büyüklerine saygı ve onlar için dua etmek dinimizce ibadet sayılır.

Yakınlara sıla-i rahimde bulunmak, ömürde berekete ve rızıkta genişliğe vesile olur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki: “Kim rızkının bol olmasını ve ömrünün uzamasını severse, ana babasına iyilik etsin ve akrabalık bağlarını gözetsin”. Yine Peygamber Efendimiz akrabalık bağlarını gözetmenin günahların bağışlanmasına neden olduğunu bildirdi. Bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek: “Ben büyük bir günah işledim, buna tövbe imkânım var mı?” dedi. Hz. Peygamber: “Annen var mı?” diye sordu. Adam: “Hayır yok” dedi. “Peki teyzen de mi yok?” dedi. Adam: “Hayır, var” deyince Resûlullah: “Öyle ise ona iyilik yap!” diye emretti.

İnsan; akrabalık bağlarını kesmekten ve kötülüğe kötülükle karşılık vermekten sakınmalıdır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Akrabasının yaptığı iyiliğe aynıyla karşılık veren, onları koruyup gözetmiş sayılmaz. Akrabayı koruyup gözeten adam, kendisiyle ilgiyi kestikleri zaman bile, onlara iyilik etmeye devam edendir”. Başka bir hadiste rivayet edildiğine göre bir adam: Yâ Resûlallah! Benim akrabam var. Ben kendilerini ziyaret ediyorum, onlar bana gelip gitmiyorlar. Ben onlara iyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara anlayışlı davranıyorum, onlarsa bana kaba davranıyorlar, dedi. Bunun üzerine Resûlallah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer dediğin gibi isen, onlara sıcak kül yutturmuş oluyorsun. Sen böyle davrandıkça, Allah’ın yardımı seninledir”. 

İslam; akraba bağlarını koparmaktan ve dünyada ve ahirette ağır cezasından uyardı. Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Günahların cezâsı Allah tarafından âhirete ertelenmesine rağmen, yeryüzünde bozgunculuk çıkaran ve akrabalık bağını koparan kimselerin cezâsı dünyâda da verilmeye diğer günahlardan daha lâyıktır”. Yine bu hususta Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Akrabasıyla ilgisini kesen kimse cennete giremez”.

Bütün bunlardan hareketle, babalarımıza ve annelerimize iyilik ve ihsan edelim, akrabalık bağlarını gözetelim ve tüm insanlara iyi davranalım.

Ey Allah’ım! babalarımıza ve annelerimize iyilik etmek için bizi muvaffak eyle! Akrabaların bağlarını gözetleyenlerden kıl bizi! Ey Allah’ım Mısır’a ve tüm aleme huzur ve güven nimetini daim eyle!  Refah, bolluk ve bereket ver!

Dualarımızın sonu da «El-hamdülillahi Rabbi’l-âlemin»dir.

* * *