Gençlerin Hak ve Görevleri

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun; Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:

إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ آَمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى

 “Şüphesiz onlar, Rablerine inanmış gençlerdi”. Şehadet ederiz ki bir tek Allah’tan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur. Yine şehadet ederiz ki Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir. Salât ve selam Peygamberimiz Muhammed üzerine, ailesi ve ashâb’ının üzerine olsun.

Gençlik aşaması, insanın hayatının en önemli aşamalarından biridir. Gençlik; fiziksel güç, olgunluk, canlılık, etkinlik, verimlilik, umut ve hayata açılma aşamasıdır. Şüphesiz gençler milletin temel direği, dinamiği, atan kalbi ve güçlü kollarıdır. Hiç kimse gençlerin vatanların ve milletlerin gelişmesindeki önemli rolünü inkâr edemez.

Kur’an-ı Kerim, gençlik aşamasını çocukluk ve yaşlılık olan iki zayıflık arasındaki bir kuvvet aşaması olarak ifade etti. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardından güçsüzlük ve ihtiyarlık veren, Allah’tır. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, üstün kudret sahibidir”. Bu nedenle peygamberlik gençlik çağında gelirdi.  Hz. Yusuf hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız”. Hz. Musa hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Mûsâ, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız”. İbn Abbas dedi ki: “Allah ancak peygamberleri genç olarak göndermiş, her bir âlime ilim ancak genç iken verilmiştir. İşte genç yaştayken putperestlere karşı çıkan Hz. İbrahim hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler”. Kur’an-ı Kerim, Hz. Süleyman’ın gençlik aşamasındayken zekâsı ve uzak görüşlülüğünü işaret etti.  Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik”. Hz. Musa’nın da gençliği, gücü ve eminliği sâlih adamın kızını şu ifadeyi söylemeye sevk etti: Allah Teâlâ şöyle buyurur “Kızlardan biri, “Babacığım, onu ücretle tut. Herhâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır” dedi.” Allah Teâlâ Hz. Yahya’ya hitap ederek şöyle buyurur: “Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet verdik”.

Bu dönem insanın yaşamındaki önemi için, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Yüce Allah’ın kıyamet gününde kula ömürle ilgili özel bir soru soracağını belirtti, ki insan kendi gençliğinden yararlanarak onu kendisine ve tüm insanlara faydalı işlerde kullanmaya gayret etsin. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kıyamet günü şu dört hususun hesabı sorulmadan kul ayağını bile oynatamaz: Ömrünü nasıl geçirdiği, Gençliğini nerde harcadığı, malını nasıl kazandığı ve nerelere infak ettiği, öğrenmiş olduğu ilmi ile ne amel ettiği.”

İslam, gençlere büyük özen göstermiş ve onlara haklar ve görevler de vermiştir. Gençlerin haklarından eğitim, nasihat ve iyi hazırlıktır. Kur’an-i Kerim, Hz. Lokman’ın oğluna verdiği tavsiyeleri bize anlatmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür” ve diğer ayetlerde Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir. Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!”.

 Hz. Peygamber Efendimizin gençlere verdiği tavsiyeler de aynıdır. Gençlerle çok ilgilenir ve kalplerinde dinin değerlerini sağlamlaştırırdı. Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan nakledildiğine göre şöyle demiştir: Bir gün Hz. Peygamber’in terkisinde bulunuyordum. Bana: “Yavrucuğum, sana bazı kaideler öğreteyim” dedi ve şöyle buyurdu: “Allah’ın buyruklarını gözet ki, Allah da seni gözetip korusun. Allah’ın (rızâsını) her işte önde tut, Allah’ı önünde bulursun. Bir şey isteyeceksen Allah’tan iste. Yardım dileyeceksen, Allah’tan dile! Ve bil ki, bütün bir ümmet toplanıp sana fayda temin etmeye çalışsalar, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği faydayı temin edebilirler. Yine eğer bütün ümmet, sana zarar vermeye kalksalar, ancak Allah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilirler. Çünkü artık kaderi yazan kalem yazmaz olmuş, yazıları değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir”.

İyi bir öğretim ve dikkatli eğitimden sonra, gençlerin her biri bilgi, yetenek ve yetkinliğine göre liderlik ve sorumlulukta iş alma hakkı vardır. Bu konuda Hz. Peygamber bizim için en iyi örnektir. Halbuki, gençlerin çeşitli takatlerini kullanır ve yaşam ile mücadele etmeleri için fırsat verirdi. Peygamber Efendimiz, İslam’a davetin başlangıcında, daha yirmi yaşındaki genç olan Erkam Bin Ebi’l-Erkam’a İslam davetini emanet etti, onun evi Hz. Peygamber ve Ashâb-ı kirâm için güvenli bir yerdi. Yine de Peygamber Efendimiz bir yere göndermek üzere bir ordu hazırladı, o sırada henüz on sekiz yaşında olan Üsâme bin Zeyd’i de bu orduya kumandan tayin etti.

Hz. Ömer b. Hattab, onun meclislerine büyüklerin yanına da gençleri çağırır, tüm meselelerde onlara danışır ve şöyle derdi: “Hiçbiriniz küçük yaşından dolayı görüşünü söylemekten çekinmemeli, zira ilim yaşa göre değil, ancak Allah istediği kuluna verir”. Bu yüzden onun meclisinde, Abdullah b. Abbas başta olmak üzere gençler bulunurdu. Hz. Ömer de Abdullah b. Abbas hakkında “Sorumlu bir dili ve hikmetli bir kalbi var” derdi.

Bu durum sadece genç erkeklerle de sınırlı kalmadı, genç kadınların İslam medeniyeti yapımında unutulmaz rolleri vardı. İşte Esma bintü Ebi Bekir’in hicret yolculuğunda Peygambere ve babası Ebu Bekir’e yiyecek ve içecek sağlayarak hicrette büyük rolü vardı. Hatta genç kadınlar en zor zamanlarda önemli roller yapmışlar. Savaş meydanlarında yaralı savaşçılara su verir ve yaralarını sararlardı. Bu bağlamda Enes radıyallahu anh şöyle demiştir: “Uhud savaşında, Ebû Bekr’in kızı Âişe ile Ümmü Suleym’i şöyle gördüm: Onlar sırtlarında su kırbalarını taşıyorlar, sonra bunu yaralıların ağızlarına boşaltıyorlar, sonra tekrar çabucak dönüyorlar, kırbaları dolduruyorlar, sonra yine acele gelip kırbaları yaralı askerlerin ağızları içine boşaltıyorlardı”

Bu sözlerden sonra kendim ve sizin için Yüce Allah’tan bağışlanma dilerim.

* * *

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. İnsanların Efendisi son Peygamber Hz. Muhammed’e, ehli ve ashabının hepsine salât ve selam olsun.

Kıymetli Müslüman kardeşlerim!

Gençlerin görevleri de çoktur, bunlardan ilki: kendilerini bilim ve kültürle tahkim etmeleri gerekir. Bilim her an geliştiği için gençlerimizin de bu gelişmelere ayak uydurmaları ve işgücü piyasasının gerekliliklerini ve ülkenin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmaları gerekir. Gençlerin güçlüklerle yüzleşmek için gerekli eğitim programları ve kurslarını alıp gerekli tecrübeleri kazanarak yeterli olmaları gerekir. Yüce Allah, Hz. Peygamberin bu dünyada ilimden başka bir şeyin fazlasını istemesini emretmemiştir. Allah Teâlâ Hz. Peygamberine hitap ederek şöyle buyurur: “De ki, Ey Rabbim ilmimi artır”.

İkincisi: deneyimlerden faydalanmak ve kibirden sakınmaya çalışmaktır. Muhakkak ki gençler, kendilerinden daha eski nesillerin bilgelik ve deneyimlerinden faydalanmalılar, çünkü ardışık nesiller arasındaki ilişki dışlama ya da çatışma ilişkisi değil, tamamlayıcılık ve karşılıklı tavsiye ilişkisidir. Bu yüzden gençlerimiz yıkıp inşa etmeyen gururdan dikkat etmeliler. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin”. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Helâk ediciler üçtür: İtaat olunan cimrilik, peşinden gidilen hevâ ve kişinin kendisini beğenmesidir”.

Üçüncüsü: dine ve vatana hizmet etmek için niyet etmektir. İnsan çalışmalarındaki samimiyetine göre ecir alır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Ameller ancak niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır…

Dördüncüsü: Daha fazlasını yaparak yolun uzun olup emanetin de ağır olduğunu fark etmekle fırsatı yakalamak gerekir. Çünkü biz çok hızlı hareket eden bir toplumda yaşıyoruz ve bu toplum içinde sadece kendilerine verilen görevleri yerine getiren ve işlerinde çalışkan ve özverili insanlar için yer vardır. Amaçlarımızı gerçekleştirmek ve kendimiz ve vatanımıza istediğimiz mevkie ulaşmak için kendi işimizde elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız.

    Beşincisi: eğitim verip imkân sağlayan ana vatanın hakkını vermektir. Vatanın kendi topraklarında yaşayan, nimetlerinde büyüyen çocukları üzerinde bir hakkı vardır. Bu vatana hizmet etmek ve toprağını savunmak için azığımız azim ve kararlılık, silahımız da bilgi ve yaratıcılık olsun ve sloganımız ise aidiyet ve gayret olsun.

Ey Allah’ım, bizim gençlerimize bereket ver, onları tüm kötülüklerden koru, yeryüzünü imar etmeleri için onlara yardım et! Ülkemize ve dünyaya faydalı işler yapmak için onlara yol göster! Mısır’ımızı ve tüm ve âlem-i İslâm’ı sen koru!

Dualarımızın sonu da «El-hamdülillahi Rabbi’l-âlemin»dir.

* * *