Akide ve Davranış Olarak Hoşgörü

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun; Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:

يُرِيدُ اللَّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ

 “Allah size kolaylık ister, zorluk istemez”. Şehadet ederiz ki bir tek Allah’tan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur. Yine şehadet ederiz ki Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir. Hadis-i Şerifinde “Ben kolaylık ve hoşgörü dîni ile gönderildim” buyurmuştur. Salât ve selam Peygamberimiz Muhammed üzerine, ailesi ve ashâb’ının üzerine olsun.

Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hoşgörü ve kolaylıktan hayat yöntemi yapan küresel bir mesajla geldi, bu yüzden dinde ne zorluk ne meşakkat ne de şiddet görülür. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır”. Peygamber Efendimiz buyurdu ki “Din kolaylıktır. Dini aşmak isteyen kimse, ona yenik düşer. O halde, orta yolu tutunuz, en iyiyi yapmaya çalışınız, o zaman size müjdeler olsun; günün başlangıcından, sonundan ve bir miktar da geceden faydalanınız”. İslam’da hoşgörü, söylenecek bir söz ya da yükselen bir slogan değildir, ancak Müslümanın yaşadığı bir inanç ve benimsediği bir hayat yöntemidir. Yüce Allah’ın kullarına davrandığı ve kendi aralarında davranmalarını emrettiği ilkelerinden biridir. Ayrıca Allah’ın rızası, mağfireti ve merhametini kazanmak için bir sebeptir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Affetsinler, geçsinler. Allah’ın sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız?”.

Muhakkak ki bizim amacımız hoşgörüyü hayati bir davranış haline getirmektir, çünkü İslam hoşgörüye pratik bir şekilde çağırır. Kurân-ı Kerim’in birçok ayetinde Cenab-ı Hak kullarını hoşgörü ve affediciliğe çağırdı. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İyilik ve fenalık bir değildir. Sen, fenalığı en güzel şekilde sav; o zaman, seninle arasında düşmanlık bulunan kişinin yakın bir dost gibi olduğunu görürsün”. Peygamber Efendimiz müsamahayı pratik bir şekilde uygulayarak ümmetine ve tüm insanlığa en iyi örnekti. Hadis-i şerifinde şöyle buyurdu: “Ben ancak hediye olunmuş bir rahmetim”. Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) şöyle buyuruyor: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) iki şey arasında muhayyer bırakıldı mı o, günah olmamak kaydıyla, mutlaka en kolay olanı tercih ederdi. Günah olursa da, bundan en uzak insan da, O olurdu”.

Her birimizin kendi kendine açıkça sorması gereken soru şudur: Bu inanç meselesini davranışımıza yansıtıyor muyuz? Onu kendi aramızda ve tüm insanlar arasında bir yöntem haline getirdik mi? hoşgörü, Müslümanın yaşamın her alanında uygulaması gereken asil bir davranıştır. Örneklerine gelince, karı koca arasındaki hoşgörüdür: evlilik ilişkisi en ulvi insan ilişkilerinden ve Yüce Allah’ın varlığının delillerinden biridir. Allah Teâlâ evlilik ilişkisinin sevgi ve merhamet üzerine kurulu olduğunu belirtmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun varlığının delillerindendir.” Başka bir ayette Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur”. Yine başka bir ayette Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kadınların da ödevlerine denk belli hakları vardır”. Yani erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde eşit hakları vardır. Resûlullah buyurdu ki: “Sizin en hayırlınız ailesine en hayırlı olandır. Aileme karşı en hayırlı olan da benim”. Resûlullah Efendimiz kadınlara iyi davranmamızı tavsiye edip şöyle buyurmuştur: “Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir”.

Hoşgörü eşler arasında karşılıklı bir davranış ve hayatı düzenleyen insani bir yasa olmalıdır. Ebû’d-Derdâ (ra) adalet ve hoşgörü üzerine kurulan karşılıklı sevgi çerçevesinde eşine şöyle demiştir: “Beni kızgın gördüğün zaman beni hoşnut et, eğer ben seni kızgın görürsem ben seni hoşnut ederim”.

Komşular ile hoşgörü hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah’a kulluk edin, O’na bir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin”.  Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem komşulara iyi davranmayı çok tavsiye edip şöyle buyurmuştur: “Cebrâil bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım”. Başka bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman etmiş olmaz.” Sahâbîler: “Kim iman etmiş olmaz, Yâ Resûlallah?” diye sordular. Resûlullah: “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse!” buyurdu. Başka bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ’ya göre arkadaşların hayırlısı, arkadaşına faydalı olandır. Yine Allah Teâlâ’ya göre komşuların hayırlısı, komşusuna faydalı olandır.” Yine de başka bir hadiste şöyle buyurdu “Yanı başındaki komşusu açken, geceleyen bir kimse mümin değildir”.

Hoşgörü; işyerinde, üniversitede, okulda ve diğer yerdeki meslektaşlar arasında da geçerli olmalıdır. Kur’an-ı Kerim, tüm insanlar arasındaki ilişkiyi güçlendirmeyi emretti. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır.” Peygamber Efendimiz tüm insanlara ve sahabelerine iyi davranır, hastalarını ziyaret eder, fakirlerine yardım eder, borçlarını öder ve onlardan hata yapanları da affederdi. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu hâlde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış”.

Hoşgörü; yollarda ve ulaşımlarda da olmalıdır. İnsan yoldayken başkaları tarafından bir zarara maruz kalabilir, çünkü insanlar farklıdır cefakâr, kaba, güçlü, zayıf, affedici, sabırlı ve sabırsız olabilirler. İnsanın herkese karşı yumuşak davranması ne güzeldir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der geçerler”. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız”. Bilelim ki toplu taşıma araçlarında yaşlılara, güçsüzlere ve kadınlara yer vermek ve insanların duygularını gözlemlemek gerekir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Nerede kolaylık varsa, orada güzellik vardır. Kolaylığın bulunmadığı her şey çirkindir.”

Hoşgörü tezahürlerinden biri de Allah yolunda infak etmektir. Halbuki infak etmek Allah’a ve O’nun Resülüne olan imanın kanıtıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Sevdiğiniz şeylerden sarfetmedikçe iyiliğe erişemezsiniz”. Fakirlere ve yoksullara mal infak etmek nefsin müsamaha göstermesinin kanıtıdır. Peygamber Efendimiz buyurdu ki “Cömert, Allah’a yakındır, Cennete yakındır, insanlara yakındır, Cehennemden uzaktır”.

İnsanın satışta, alışta ve borcunu istemekte hoşgörü göstermesi gerekir. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Satışta, alışta ve borcunu istemekte kolaylık gösteren kimseye Allah rahmet etsin.” Irbâd b. Sâriye’den şöyle rivayet etmiştir: Bir gün Resûlullah’a bir deve satmıştım, sonra ona gidip devemin parasını istiyorum, dedim. Resûlullah: parayı ancak yepyeni dirhemler olarak veririm. Sonra en iyi şekilde borcunu ödedi. Bir bedevi de Resûlullah’ın yanına gelerek şöyle dedi: Ey Resûlullah: bana devemi geri ver. Resûlallah da ona daha iyi bir deve vermişti. Bedevi dedi ki “Ey Resûlullah bu benim devemden daha iyidir” Bunun üzerine Resûlullah şöyle buyurdu: “İnsanların en hayırlısı borcunu istemekte en iyi olandır”.

 Peygamber Efendimiz hoşgörü ve kolaylığı sağlayan ve insani kardeşliğin tüm anlamlarını taşıyan her şeyi yapmaya teşvik etti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse darda bulunan borçluya mühlet verir veya borcunun bir kısmını ya da tamamını bağışlarsa, Cenâb-ı Hak o kişiyi Allah’ın gölgesinden başka gölge bulunmayan kıyamet gününde arşının altında gölgelendirir”. Başka bir hadiste Resûlullah şöyle buyurdu: “İnsanlara borç para veren bir adam vardı. O hizmetçisine şöyle derdi: Darda kalmış bir fakire vardığında onu affediver; umulur ki Allah da bizim günahlarımızı affeder. Nihayet o kişi Allah’a kavuştu ve Allah onu affetti”.

Bu sözlerden sonra kendim ve sizin için Yüce Allah’tan bağışlanma dilerim.

* * *

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. İnsanların Efendisi son Peygamber Hz. Muhammed’e, ehli ve ashabının hepsine salât ve selam olsun.

 

Kıymetli Müslüman kardeşlerim!

Hoşgörünün en büyük ve en kolay tezahürlerinden biri de güzel sözdür. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İnsanlara güzel söz söyleyin”.  Başka bir ayette Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kullarıma söyle, en güzel şekilde konuşsunlar”. Güzel söz; farklı renk, cins ve inançlarıyla tüm insanlarla kullanılır ve ancak insanın iyi terbiyesi ve güzel ahlakını gösterir.  Şöyle denilir: “Güzel ahlak kolay bir şeydir, güler bir yüz ve yumuşak bir sözdür.”

Yüce Allah, Hz. Musa’nın kibirli ve inatçı olan Firavun’a da iyi bir söz söylemesini emretti. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İkiniz Firavun’a gidin; çünkü o azdı. Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar”. Ayrıca boş söz söylemekten vazgeçmek gerekir. Bu bağlamda Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Onlar ki boş sözlerden yüz çevirirler”. Başka bir ayette Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey inananlar! Allah’tan sakının, dürüst söz söyleyin”. Yine de başka bir ayette Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah’ın, hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun? İnsanlar ibret alsın diye Allah onlara misal gösteriyor”.  Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kul, Allah’ın hoşnut olduğu bir sözü önemsemeksizin söyleyiverir de Allah onun derecesini yüceltir. Yine bir kul Allah’ın gazabını gerektiren bir sözü hiç önemsemeksizin söyleyiverir de Allah onu bu sözü sebebiyle cehennemin dibine atar”. Kötü söz söylemekten uzak durmak gerekir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’min; insanları kötüleyen, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir“.

Son olarak hoşgörüyü şöyle özetleyebiliriz: aşırılık ve ihmali ortadan kaldıran müsamaha, kolaylık ve merhamet biçimlerini içeren İslam’ın orta yönteminden uzak ve aşırılık ile ihmal arasında orta bir şeydir.

Ey Allah’ım, bizim sözlerimizde, fiillerimizde, muamelelerimizde ve tüm işlerimizde hoşgörülü olmamızı nasip et! Mısır’ımızı ve tüm âlemi İslâm’ı Sen koru!

Dualarımızın sonu da «El-hamdülillahi Rabbi’l-âlemin»dir.

* * *