Genel Kurallar ve Ümmetin Gelişmesine Etkisi

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun; Kurân-ı Kerim’de şöyle buyurur:

قُلْ إِنَّنِي هَدَانِي رَبِّي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ دِينًا قِيَمًا مِّلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

De ki: ‘Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, gerçek dine, doğruya yönelen ve puta tapanlardan olmayan İbrahim’in dinine iletmiştir. Şehadet ederiz ki bir tek Allah’tan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur. Yine şehadet ederiz ki Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir. Salât ve selam Peygamberimiz Muhammed üzerine, ailesi ve ashâb’ının üzerine olsun.

Muhakkak ki, Uygar ve gelişmiş ümmetler, genel kurallara uymayı bir yaşam yötemi haline getirir ve bu kuralları gereksiz saymaz. Genel kurallar, insani ahlak ve değerler sisteminden uzak değildir ve insanın kendi Rabbi ile ilişkisini ve tüm evrenle ilişkisini de düzenleyen birtakım adapları koyan dinimizin öğretileriyle tutarlıdır.

       Bu kurallardan temizlik; İslam vücut, giyim ve mekânın temizliğine önem vermiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan gelir veya kadınlara dokunur da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz”. Başka bir ayette Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Elbiseni tertemiz tut”. Peygamber Efendimiz de: “Sizden biriniz uykudan uyandığı vakit elini üç defa yıkamadıkça kaba daldırmasın” buyurdu. Başka bir hadiste de “Lanet ettiren iki şeyden sakının” buyurdu. Ashab: Ey Allah’ın Resulü, lanet ettiren iki şey nedir, dedi. Allah Resulü: “İnsanların yollarında yahut gölgelendikleri yerlerde abdest bozan kişinin işidir” buyurdu.

İslam, beden temizliğini ahlaki temizliğe bağlayarak, beden temizliğini ahlaki temizlik nedenlerinden biri haline getirdi. İnsan kendi vücudunu temiz tutarsa bu, günahlarının affedilmesine bir sebep olur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman –veya mü’min– bir kul abdest alır ve yüzünü yıkarsa, gözleri ile bakarak işlediği her günah abdest suyu –veya suyun son damlası– ile yüzünden çıkar. İki elini yıkadığında, elleriyle tutarak işlediği her günah abdest suyu –veya suyun son damlası– ile ellerinden çıkar. Ayaklarını yıkadığı zaman, ayaklarıyla yürüyerek işlediği her günah abdest suyu –veya suyun son damlası– ile ayaklarından çıkar. Neticede o mü’min kul günahlardan temizlenmiş olur.” İslam dinimiz kişisel temizliğe önem verdiği gibi genel olarak her şeyin temiz tutulmasına önem vermiştir. Bu bağlamda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Avlularınızı temiz tutun” buyurmuştur. Bu avlular ev, okul, fabrika, kulüp ve halka açık parkların avlularını hatta yolları, meydanları ve diğerlerini de içerecek şekilde geniştir. Bu yüzden onu korumak, içinde uygun bir şekilde görünmek ve olduğundan daha temiz bırakmak gerekir.

Bu kurallardan da düzene saygı göstermek: her toplumun kendi üyelerinin davranışlarını kontrol edecek, insan haklarını koruyacak ve görevlerini yerine getirmelerini zorunlu kılacak adil sistemlere ve kurallara sahip olması gerekir ki tüm topluma fayda sağlayan genel menfaat gerçekleşsin. Gelişmiş ülkelerin durumunu inceleyen kişi bunların sadece yasalara saygı göstererek uymakla geliştiklerini kesin bir şekilde bilir.  Bu da kişiler arasında karşılıklı saygıyı sağlamlaştırır. İnsanın diğer insanların kendisine iyi davranmaları için onlara da iyi davranması gerekir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.”  Bu da herkesin taşıması gereken bir sorumluluktur. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz.  Yönetici bir çobandır. Erkek, aile halkının çobanıdır. Kadın, kocasının evi ve çocukları için çobandır.  Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlık yaptıklarınızdan sorumlusunuz”. Yani sisteme ve kurallarına saygı göstererek toplumda güvenlik, emniyet ve istikrar yayılır.

Görgü ve nezaket kurallarına uymak gerekir. İnsanın giysi, yiyeceği ve içeceğini seçerken tasarruf etmesi, israf etmemesi ve yakışmayan bir şekilde dolaşmaması nezakettendir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey Ademoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin; yiyin için fakat israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.” Ayrıca zamanın riayet edilmesi ve ahitlerin yerine getirilmesi gerekir. Bu hususta Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey iman edenler, sözleşmeleri yerine getirin”. Kişinin hareket ve kıyafetine dikkat etmelidir. Cabir’den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kişinin bir ayağını diğer ayağı üzerine atıp sırt üstü yatmasını yasakladı. Ve başka bir rivayette Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Herhangi biriniz ayakkabısının bağı koptuğu zaman onu onarıncaya kadar (bile olsa) tek ayakkabıyla gezmesin!” buyurdu.

İnsanların duygularını göz önünde bulundurarak kişinin ses ya da insanların hoşlanmadığı ses çıkarmaması ve yanlış harekette bulunmaması gerekir. İbn-i Ömer’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Resûlullah’ın yanında bir adam çok yediğinden dolayı geğirdi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Geğirmeni bizden uzaklaştır (geğirmeyi kes)! Çünkü dünyada çok doymuş olanlar kıyâmet günü uzun süre aç kalacaklardır” buyurdu. Bilindiği gibi geğirmek çok yemenin alametidir. Geğirmek haram olmasa da nezakete aykırı bir davranıştır. Özellikle ağızda kötü kokular bırakan haram şeyleri yiyip içen veya pis kıyafetten dolayı başkalarını rahatsız eden insanların kendilerini temiz tutmaları gerekir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.”

Yine genel kurallardan insanlar ile güzel bir şekilde konuşmaktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İnanan kullarıma söyle, en güzel şekilde konuşsunlar. Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister. Şeytan şüphesiz insanın apaçık düşmanıdır”. Peygamber Efendimiz “Güzel söz sadakadır” buyurdu. Hz. Ömer b. Hattab, ateş yakan bazı kişilerin yanına uğrarken “Ey ateş ehli” demeyip “Ey ışık ehli size selam olsun” dedi.

İnsanların özeline girmemek uyması gereken genel kurallardandır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur”.  Hadis-i şerifte rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin iyi Müslüman oluşundandır.”

Bu sözlerden sonra kendim ve sizin için Yüce Allah’tan bağışlanmayı dilerim.

* * *

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. İnsanların Efendisi son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v) ehli ve ashabının hepsine salât ve selam olsun.

Kıymetli Müslüman Kardeşlerim:

Toplumun ilerlemesine katkıda bulunan en önemli kurallardan biri, hayâ (utanma duygusu)dur. Kınanacak işleri yapmaktan sahibini engelleyen ve tüm çirkinliği önleyen ve ihmalden koruyan ulvi bir ahlaktır.  Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hayanın önceki Semâvî Risâletlerin getirdiği bir ahlak olduğunu belirterek hadis-i şerifinde “İlk peygamberlerden itibaren halkın hatırında kalan bir söz vardır: Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” buyurdu. Başka bir rivayette Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, utangaç kardeşine bu huyunu terk etmesini söyleyen Medine’li bir Müslümanın yanından geçerken ona: “Onu kendi haline bırak; zira hayâ imandandır” buyurdu.

Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivayete göre; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah’tan gereği biçimde haya edin!” Bunun üzerine “Ey Allah’ın Peygamberi! Zaten; hayalı davranıyoruz Elhamdülillah!”dediler. Buyurdu ki: “O sizin anladığınız utanma hissi değildir! Allah’tan gereği biçimde haya etmek demek; baş ve başta bulunan organlarla, karın ve karının içerisine aldığı organları her türlü günah ve haramlardan korumak, ölümü ve toprak altında çürümeyi daima hatırlamaktır. Ahireti isteyen dünyanın süsünü bırakır. Kim bu şekilde davranırsa Allah’tan gereği biçimde haya etmiş olur”. Haya hakkında şair şöyle der:

İnsan haya sahibi oldukça iyi yaşar… Ağaçtan kesilmedikçe yaş durur dal.

Haya yoksa Vallahi ne yaşam ne de dünyada var yarar.

Gecelerin sonuçlarından korkup utanmıyorsan, istediğini yap.

Toplumun gelişiminde rol oynayan önemli kurallardan da mertlik veya yiğitlik anlamına gelen mürüvvet ahlakıdır. Mürüvvet, erkekliğin tüm anlamları için kapsamlı bir sözcük olup “iyi nitelikler, yüce ahlaklar, nefsi kötülüklerden ve dili yanlışlıktan korumak ve özür dilemeyi gerektiren her şeyden kaçınmak” anlamlarına gelir. Şöyle denilir: “insanlara muamele edince zulmetmeyen, onlarla konuşunca yalan söylemeyen ve söz verince sözünü tutan mürüvvet sahibidir”

Mürüvvet sahibi, içi de dışı da temiz olur ve asla iyi yüzlü olmaz. Resûlallah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kıyamet gününde ümmetimden, Tihame dağları gibi muazzam sevaplarla gelecek kimseleri biliyorum. Fakat yüce Allah o dağlar kadar sevabı toz gibi savurup boşa çıkaracaktır. O kimseler sizin kardeşlerinizdir; sizin cinsinizdendir. Geceleri sizin gibi kalkıp ibadet ederler. Fakat onlar kimsenin görmediği yerde Allah’ın haram kıldığı şeyleri yaparlar.”

İnsanlara yardım etmek ve çıkarlarına dikkat ederek kişinin kendi için sevdiği şeyi onlara istemesi gerekir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır.  Kim bir Müslümanın kusurunu örterse, Allah da Kıyamet günü onun kusurunu örter” buyurdu. Başka bir hadiste Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İhtiyaç içerisindeki mü’min bir kardeşimle ihtiyacını gidermek için onunla yürümem, şu mescitte (Mescid-i Nebevi’de) bir ay itikâfa girmemden daha sevimlidir”.

Bilelim ki İslam, bu asil değerleri insanların ve toplumların gelişimi ve huzuru için koymuştur.  Genel kurallara uyup kendi aramızda uygulasak dünyada ve ahirette mutlu oluruz.

Ey Allah’ım, bize hem dünyada hem de ahirette faydalı işleri yapmayı nasip et! Mısır’ı, onun halkı, ordusu ve polisini de sen koru!

* * *