Şehadet Kavramı ve Şehitlerin Makamları

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun; Allah Teâlâ Kurân-ı Kerim’de şöyle buyurur:

وَالشُّهَدَاءُ عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ

Allah yolunda şehit düşenlere, Rableri katında ecir ve nur vardır. Şehadet ederiz ki bir tek Allah’tan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur. Yine şehadet ederiz ki Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir. Salât ve selam Peygamberimiz Muhammed üzerine, ailesi ve ashâb’ının üzerine olsun.

Aziz Müminler!

Allah (azze ve celle)nin seçtiği ve şehadetle onurlandırdığı kullar vardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar”. Şehadet sözcüğünün birden fazla anlamı vardır. Allah ve melekleri  şehitlerin cennete gireceklerine şahitlik etmişlerdir. Şüphesiz şehitler Rableri katında diridirler ve rızıklanırlar. Şehitler, Allah kendileri için hazırladığı bol nimetlere şahitlik ederler. Şehitler, Allah kendilerine vadettiği şeyin doğru olduğuna da şahitlik ederler.  Şehadet sözcüğünü şerefli kılan ve şehitlerin Rableri katındaki makamlarını gösteren güzel manalar vardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz. Allah onları muratlarına erdirecek, gönüllerini şâd edecek ve onları, kendilerine tanıttığı cennete sokacaktır”.

Vatanı uğrunda canını feda eden ve şehadet makamını kazanan insanı Allah merhamet edecektir. Çünkü şehidin bu ticareti asla zarar etmeyecektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır”. Şehadet makamı, Allah katında en yüksek makamlardandır.

Allah yolunda şehadetin dereceleri var, en yükseği de Allah rızasını kazanmak için vatanı savunup düşmana karşı savaşırken şehit düşmektir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah katında hiçbir şey, iki damla ve iki izden daha sevimli değildir: Allah korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlası. İki iz ise, Allah yolunda çarpışırken alınan yara  izi ve Allah’ın emrettiği farzlardan birini yerine getirmekten kalan kulluk izidir”.

Şehadetin diğer dereceleri de yüksek ve şereflidir. Vatanını veya varlıklarını savunurken şehit edilen ve ibadet yerlerini, turistleri ve tarihi eserleri koruyan polis ve kamu malını koruyan devlet memuru gibi görev yaparken öldürülen herkesin şehadetin yüksek derecelerine nail olur. Bu insanlar kendi çalışmalarındaki  gösterdikleri samimiyetten dolayı can feda edip şehit olurlar.

Yine de kendi canını ve başkasının canını, kendi ırzını ve başkasının ırzını, kendi malını ve başkasının malını da korurken öldürülen insan şehittir. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Malı uğrunda öldürülen şehittir; kanı uğrunda öldürülen şehittir, dini uğrunda öldürülen şehittir; ailesi uğrunda öldürülen şehittir”. Bu şehitler, kendi ülkelerini ve varlıklarını savunup İslam’ın haram kıldığı ve korunmasını emrettiği malları, canları ve ırzları korurken öldürülmüşler. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Müslümanın her şeyi, kanı, namusu ve malı Müslümana haramdır.”

     Şehadetin makamı Yüce Allah tarafından peygamberlerden sonra yaratıkların en hayırlısına verilen bir bağış olduğu için şehitler Kıyamet günü en iyi yerlerde olurlar. Şehadetin semereleri arasında: şehitler ölüm acısı hissetmezler. Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Sizden biriniz karıncanın ısırmasından ne kadar acı duyarsa, şehit olan kimse de ölümden ancak o kadar acı duyar”. Şehitler kabir azabını görmez ve kabir fitnesinden de emin olurlar. Bir adam Resûlullah’a gelip: “Ey Allah’ın Resûlü, niye şehit dışında kalan Mü’minler kabirde imtihan edilirler?” diye sordu. Resûlullah şu cevabı verdi: “Şehidin ölüm anında başının üstünde kılıç parıltısını hissetmesi imtihan olarak ona yeter.”

Şehitlerin salih amellerinin sevabı hiç kesilmez. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Her ölenin amel defteri kapanır, ancak Allah yolunda kalbi cihada hazır olarak ölen kimse müstesna. Onun ameli kıyamet gününe kadar çoğalıp artar ve kabir azabından güvendedir”.

Şehitlerin büyük ecir ve mükâfatları vardır. Şehadetin mükâfatı hakkında Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Şehidin kanının ilk damlası ile günahları bağışlanır. Cennetteki yeri kendisine gösterilir. Kabir azâbından korunur. En büyük korkudan emin olur”.

Şehit, onurlandırılarak kıyamet günü mis kokacaktır. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Muhammed’in canı elinde olan Allah’a yemin ederim ki, kim Allah yolunda yaralanırsa -ki Allah kimin O’nun yolunda yaralandığını bilir- kıyamet günü yaraları yaralandığı gün gibi akar bir halde gelir, onun rengi kan rengidir, kokusu ise mis kokusudur”.

Bu sözlerden sonra kendim ve sizin için Yüce Allah’tan bağışlanma dilerim.

* * *

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. İnsanların Efendisi son Peygamber Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ehli ve ashabının hepsine salât ve selam olsun.

 

Kıymetli Müslüman Kardeşlerim:

Vatanımız uğruna can veren şehitlerimiz fedakarlık, erkeklik ve şeref örneği olarak milletin hafızasında ebedi kalacaklar. Allah onlara gerçek ve ebedi olan eşsiz bir hayat vermiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah’ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler. Onlar, Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler”. Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Allah yolunda şehit edilenlerin ruhları, arşın gölgesinde asılı kandillerde duran yeşil kuşların içindedir. Bu kuşlar cennette diledikleri yerleri gezerler. Gece olunca da tekrar o kandillere dönerler. Allah onlara bakarak: “Arzuladığınız bir şey var mı?” diye sorar. Onlar derler ki: “Daha ne arzulayalım? Bizler Cennette istediğimiz yerde dolaşıyoruz.” Allah (cc), aynı soruyu üç kere sorar. Sonunda onlar, mutlaka bir şey istemeleri gerektiğini anlayınca: “Bizim ruhumuzu cesedimize tekrar döndür de tekrar Allah yolunda ölelim” derler. Bundan başka bir arzularının olmadığı ortaya çıkınca artık Allah onlara başka bir soru sormaz”.

Tüm bunların yanında da kim, Allah yolunda şehit olmayı samimiyetle dilerse, Allah onu şehadet mertebesine yüceltir. İşte Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim, Allah’tan şehitlik isterse Allah o kimseyi yatağında ölse de şehitlik mertebesine yüceltir”.  Demek ki dinini, vatanını ve ülkesinin varlıklarını korumakla ilgilenen ve bunun uğrunda öldürülen her insan şehittir.

Yüce Allah’ın şehadet için seçtiği insan ne kutludur. Bu insan peygamberlerle, dosdoğru olanlar ve iyilerle beraberdir, bunların beraberliği de ne güzeldir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimetine eriştirdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar, şehitler ve iyilerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!”.

Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Rabbimiz! Mısır’ımızı ve tüm alem-i İslam’ı korusun!

* * *