BELÂYI DEFETMEK İÇİN AÇIK VE GİZLİ SEBEPLER…
EMİR SAHİPLERİNE İTAAT ETME GEREĞİ

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun; Kuran-i Kerim’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:

رَبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

 “Rabbimiz! Sana güvendik, Sana yöneldik; dönüş Sanadır”. Şehadet ederiz ki bir tek Allah’tan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur. Yine şehadet ederiz ki Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir. Salât ve selam Peygamberimiz Muhammed üzerine, ailesi ve ashabının üzerine olsun.

Aziz Müminler!

Bela; Allah Teâlâ yaratıklar için takdir ettiği yasalardandır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır”.

Yüce Allah, belanın kaldırılması veya defedilmesi için açık ve gizli sebepler kılmıştır. Son dereceye kadar sarılması gereken açık sebepler ise ilmin sebepleri, uzmanların tedarikleri ve resmi devlet kurumları tarafından verilen direktiflerin uygulanmasıdır. Emir sahibine veya temsilcisine uymak vaciptir.  Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey İnananlar! Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden emir sahibi olanlara itaat edin”. Başka bir ayette Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Eğer bilmiyorsanız bilenlere sorun”, ayetteki bilenler ise her alandaki uzmanlar demektir. Dolayısıyla devlet kurumlarının yetki alanına karışıp zorbalık yapmak şeri olarak yasaktır.

Açık sebeplerden: temizliğe dikkat etmektir. İslam genel olarak temizlenmeye çağırıp insanı hastalıklardan ve zararlardan korumak için onu şeri bir zaruret haline getirmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah şüphesiz daima tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever”. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Temizlik imanın yarısıdır”, ve başka bir hadiste şöyle buyurdu: “Avlularınızı temiz tutun”. Hadiste geçen avlular genel olduğu için evlerin, okulların, fabrikanın, yolların, meydanların ve diğer yerlerin  avlularını ve boş alanlarını içerir.

İslam; özellikle abdest alındığında ellerin yıkanmasına önem verdi. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı mesh edip, topuklara kadar ayaklarınızı da yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin”. Elleri dirseklerle beraber yıkamak abdestin farzlarından biridir. Abdestin sünnetlerinden ise elleri üç kere yıkamak, ağzına su alıp boşaltmak, buruna su çekip sümkürmek, ardından farz olarak yüzü yıkamak ve daha sonra elleri kollarla birlikte yıkamaktır. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Sizden birisi uykusundan uyandığı zaman elini yıkayıncaya kadar kaba sokmasın”. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak müstehap ve sağlık açısından çok önemlidir. Bu da bilim ile din arasında bir çelişki olmadığını doğrulamaktadır.  Bu yüzden insanın sağlığını korumak dinin temel maksatlarındandır. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur”. Bundan hareketle,  bulaşıcı hastalıkların ve salgının yayılmasını önlemek ve korunmak için el sıkışmak, öpüşmek, sarılmak, fiziksel temasta bulunmamaya çalışmak ve kalabalıklardan uzak durmak gibi tüm tedbirlere ve önlemlere uymak gerekir.

  Kuşkusuz ki krizler ve kritik durumlar; insanların gerçeğini ve ahlakını gösterir. Bu yüzden kendi aramızda merhametli olmalıyız. Arz ve talep dengesini bozacak şekilde satın alma, karaborsacılık, stokçuluk, bencillikten ve her türlü tekelden uzaklaşmalıyız. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Günahkârdan başkası tekelcilik yapmaz”. Başka bir rivayette de “Tekelci lanetlidir”. Başka bir hadiste Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz”.

Bu sözlerden sonra kendim ve sizin için Yüce Allah’tan bağışlanma dilerim.

* * *

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. İnsanların Efendisi son Peygamber Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ehli ve ashabının hepsine salât ve selam olsun.

Kıymetli Müslüman Kardeşlerim:

Aklımızda her zaman bulunması gereken gizli sebeplere gelince, bunların en önemlisi Allah’a tevekkül etmektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever”. Allah’a tevekkül etmekle  Sebeplere sarılmak arasında bir çelişki yoktur. Bu hususta, bir adam Resûlullah’a “Yâ Resûlullah! devemi bağlayıp da mı, yoksa salıverip de mi Allah’a tevekkül edeyim?” diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Deveni bağla ve sonra tevekkül et”. Zamanımızda sağlık sebeplerini ve önemli bilimsel önlemleri göz önünde bulundurmak bizim görevimizdir. Daha sonra her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’a tüm meseleyi bırakalım. İşte bu tevekküldür, ama insanın çalışmadan, iş aramadan, yattığı yerden Allah’a tevekkül ettim demesi ise tevekkül değildir.

Gizli sebeplerden de Allah’a dua edip yalvarmaktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi”. Hepimiz belayı insanlardan defetmek için Yüce Allah’a tevessül etmeye ihtiyacımız var. Bilelim ki Rabbimiz ile olan ilişkimizi düzeltmek için bu zor aşamayı bir fırsat olarak görmeliyiz.

İnsan kendini Allah’ı zikrederek korumalıdır. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim her sabah ve her akşam üç defa “İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O her şeyi duyar ve bilir” derse, ona hiçbir şey zarar vermez”. Başka bir hadiste Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.”

Sadaka da belayı defeder. Bu hususta Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zekatını vermek suretiyle mallarınızı koruyup takviye edin. hastalarınızın tedavisinde sadakanın belaları def ediciliğini değerlendirin. bela ve musibetlere karşı da her zaman Allah’a duaya yönelin!”.

Ey Allah’ım! Âfiyet verdiklerinin arasında bize de âfiyet ver, dost edindiklerinin arasında bizi de dost edin ve takdir ettiğin şeylerin şerrinden bizi koru! Ey Rabbimiz! Mısır’ımızı ve tüm alem-i İslam’ı sen koru!

* * *