Kur’ân Kerîm Işığında Resũller ve Peygamberlerin Salâh ve Islâh etmeye
(Düzeltmeye) Çağrıları

awkaf-

Unsurlar:

  • İslam salâh ve ıslâh etmenin dinidir.
  • Kur’ân Kerîm’deki Resũller ve Peygamberlerin Islâh etmeye çağırılarından örnekler.
  • Her şeyden önce kendilerimizi ıslâh etmeye ihtiyacımız vardır.
  • Toplum ve fertlerin üzerinde salâh ve ıslâh etmenin etkisi.
  • Islâh etme (Düzeltme) terketmenin etkisi.

Deliller:

Kur’ân-ı Kerîm’den deliller:

  • Allahu Te’âlâ buyuruyor ki: “Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.” (En’âm suresi,48. ayet)
  • Allahu Te’âlâ Şu’ayb (a.s.) diliyle buyuruyor ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.” (Hũd suresi, 88. ayet)
  • Allahu Te’âlâ Şu’ayb (a.s.) diliyle buyuruyor ki: ” Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın. Doğru terazi ile taratın. İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” (Şurâ suresi, 181-183. ayetler)
  • Allahu Te’âlâ buyuruyor ki: “Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgonculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.” (A’râf suresi, 56.ayet)
  • Allahu Te’âlâ buyuruyor ki: ” Mûsâ, kardeşi Hârûn’a, “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi.” (A’râf suresi, 142. ayet)
  • Allahu Te’âlâ buyuruyor ki: ” (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” (En’âm suresi, 151. ayet)
  • Allahu Te’âlâ buyuruyor ki: “Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helâk etmez.” (Hũd suresi, 177. ayet)
  • Allahu Te’âlâ buyuruyor ki: “Rabbin, ülkelerin merkezî yerlerine, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helâk edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helâk etmeyiz.” (Kasas suresi, 59. ayet)
  • Allahu Te’âlâ buyuruyor ki: “Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yok. O, sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. Öyle ise O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap ”  (Hũd suresi, 61. ayet)
  • Allahu Te’âlâ buyuruyor ki: “Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisâ suresi, 114. ayet)
  • Allahu Te’âlâ buyuruyor ki: (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.” ( Enfâl suresi, 1. ayet)

Nebevî Sünnetinden deliller:

1-Zeyd ibn Milha (r.a.)’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İslam garib bir halde başladı ve yine garib bir hale dönecektir. Ne mutlu o gariblere ki insanların buzdukları şeyleri sünnetim yoluyla düzelteceklerdir.”.

 Ebudderdâ (r.a.)’dan (rivayet edildiğine göre) Resûlullah (s.a.v.) (birgün) sahabelere; “Size oruçtan da namazdan da ve sadakadan da daha faziletli olan bir amel haber vereyim mi?” demiş. (Onlar da): Evet ya Resûlullah (haber ver), demişler. (Bunun üzerine Resûlullah): “(O) iki kişinin arasını düzeltmektir. İki kişinin arasını açmak (ise usturanın kılı kazıdığı gibi dini kökünden söken) bir kazıyıcıdır,” buyurmuştur.

3-      Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle dua ediyordu: “Allahım, her işimin esası olması itibariyle dinimi islah et, içinde geçimim olan dünyayı ıslah buyur, döneceğim yer olan ahiretimi de ıslah et, hayatı, her türlü hayırları artırmama vesile kıl, ölümü de her türlü şerden kurtulup rahata ermeme vesile yap.” (sahih Müslim)

4-      Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İçinde güneş doğan her gün, insanların her bir mafsalı için bir sadaka vâcib olur. (Meselâ) iki kişinin arasında adaletle hükmetmen bir sadakadır. Hayvanına binmek isteyen bir kimseye yardım ederek, hayvana bindirmen yahut eşyasını hayvana yüklemen bir sadakadır. Güzel söz bir sadakadır. Namaza giderken attığın her adım bir sadakadır. Yoldan eziyet verici şeyleri gidermen dahî bir sadakadır.”(Buhari ve Müslim)

5-      Ubade b. Umeyr b.Ubade b. Avf demiştir ki: Ebu Eyyũb (r.a.) bana şöyle anlatmıştır . “Resũlullah (s.a.v.) bana demiştir ki: ( Ey Ebe Eyyũb! Allah ve Resũlünün en sevdikleri sadakayı göstereyim mi sana? İnsanlar buğuz etiklerinde ve birbirinden nefret etiklerinde arasını düzeltiyorsun. ). (Tebarâni el-mücem el-Kebîr)

6-      Enes ibn Malik (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Birinizin elinde bir hurma fidanı varken kıyamet kopacaksa da kopmadan önce onu diktirebilirse diksin. “

 Konu:

Salâh ve ıslâh etmek, Dinimiz Henîf  İslâm onları isteklendiren ve onlara çağıran derğerlerindendir. O yüce ve güzel bir ahlaktır, beşeri nefisler onunla mutlu olur ve onu sever, o yeryüzünü imâr etmeye gerekli olan insâni bir değerdir, ve şeri’ bir istektir, çatışma ve bozgunculuk etmenin sebeplerini ortadan kaldırmak ve insanların hayatlarındaki durumlarını düzeltmeye, insanlar aralarında dayanışma sağlamak anlamındadır.

Şüphesiz, salâh ve ıslâh etmek, insanların yaptıklarında ve söylediklerinde bir gâyettir. Salah bulmadan işler kabul edilmez. Bunun için insan her yaptıklarında ve söylediklerinde sâlih bir insan olmalı ve ıslâh eden (düzeltyen) insanların kaygılarını üstlenen olmalı ve onlarını düzeltmeye çalışan bir insan olmalıdır.

Kim Kur’ân Kerîm’in ayetlerini iyice düşünürse, Kur’ân-ı Kerîm bu kımetli değere büyük önem verdiğini bulacaktır. Islâh kelimesi ve ondan türetilmiş kelimeler Kur’ân Kerîm’de aşağı yukarı 170 defa geçmiştir. Ve herhangi bir şeyi zikretmek, bu şeye çok önem verildiğine ve yüksek şerfine ve büyük menziletine bir kanıttır. Kur’ân Kerîm’de (salh) kelimesi çeşitli anlamlarda geldiğini, İslam dini, insanın inancını, ibadetlerini, davranışlarını ve hayatını ıslâh etmeye amaçlamak anlamındadır.

Kur’ân Kerîm çok yerlerinde Allahu Te’âlâ’ya iman etmek ve ıslâh etmek birbirleriyle bağlamıştır. Şundan, ıslâh etmek, Allahu Te’âlâ’ya  imân etmenin delillerinden olduğuna bir işarettir.  Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. ” (En’âm suresi,48. ayet). Ve yine şöyle buyuruyor ki: (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.” ( Enfâl suresi, 1. ayet)

Yine Kur’ân Kerîm takva ve ıslâh etmek birbirleriyle bağlamıştır. Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve hâlini düzeltirse, artık onlara korku yoktur. Onlar üzülecek de değildir.” (A’râf suresi, 35. ayet). Ve yine tevbe etmek ve ıslâh etmekle bağlamıştır. Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: ” Ancak tevbe edip halini düzelterek ve gereçeği söyleyenlar.” (Bakara suresi, 160. ayet), ve yine şöyle buyurmuştur: ” Eğer onlar tevbe edip kendilerini ıslah ederlerse” Nisâ suresi, 16. ayet) ve Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Ancak tevbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Nũr suresi, 5. ayet) . ıslah etmek, Allahu Te’âlâ’ya iman etmek, takva, ve Allah’a içtenlikle tevbenin semresi(meyvesi)’dir.

Resũller ve Peygamberlerin haberlerini takıp edersek, hepsini insanların yeryüzündeki bozdurduklarını ıslâh etmeye gönderildiklerini bulacağız. Bütün peygamberlerin risâleti tektir. O risâlet yeryüzündeki bulunan bozguculuk, yayılmış ahlak hastalıkları ve masıyetleri düzeltmektir. Her peygamberin zamanındaki yayılmış bozgunculuğu düzeltmeye gönderilmiştir. Allahu Te’âlâ peygamberlerin, insanlara şeri’at, inanç ve ahlak   müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gödermiştir. Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir.” ( Enbiyâ suresi, 25. ayet). Peygamberlerin daveti,  insanın ahirette Allahu Te’âlâ rızasını kazanmak amacıyla dünyadaki işlerini düzeltmeye gelmiştir.

İşte hazreti Nuh (a.s.) kavmını, kendilerini düzeltmeye, Allahu Te’âlâ’ya tek ilâh olarak ibadet etmeye ve fayda etmeyen ve zarar vermeyen butlara ibadet etmeden uzak durmaya  çağırmıştır. Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: ” Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd’i, Süvâ’ı, Yeğũs’ı, Ye’ũk’u ve Nesr’î hiç bırakmayın. Onlar gereçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır.” (Nuh suresi, 23-24. ayetler). Ve onları, (onlaın) rızkını artırmak için istiğfâr ile ıslâh etmeyi isteklendirmiş ve onlara mal ve çocuk verir. Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: ” Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü O, çok bağışlayıcıdır. (Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.  Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin. Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?” (Nũh suresi, 10-13. ayetler).

Ve işte peygamberlerin hatîbi Şu’ayb (a.s.) kavminde inanç bozgunculuğu ve ona bağlı iktisadi bozgunculuğu düzeltiyor, onları ölçüyü ve tartıyı eksik yapmamaya davet ediyor. Bu kötü huluk (davranış) kavminin arasında yayılmış bir davranıştır. O (a.s.), satıcı ve alıcının haklarını koruyan ıslâh davetiyle gelmiştir. Allahu Te’âlâ Şu’ayb diliyle şöyle buyurmuştur: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum. Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapım. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” (Hũd suresi, 84-85. ayetler). Bundan sonra devetinin gereçeğini açıklamıştır. Onun davetinin cevheri (amacı) ıslâh etme olduğunu beyen etmiştir. (a.s.) kavmine hitap ederek şöyle buyurmuştur: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.” (Hũd suresi, 88. ayet). Başka bir yerde (a.s.) kavminin yeryüzünde yapmış oldukları ölçüyü ve tartının eksilteme düzeltmeye ısrar ederek onlara şöyle hitap etmiştir: ” Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın. Doğru terazi ile taratın. İnsanların mallarını ve haklarını eksiiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”  (Şurâ suresi, 181-183. ayetler)

Şu’ayb (a.s.) “Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.” dediğinde dikkatimizi çekemek gerektiren önemli bir şey vadır. O (a.s.), her ıslah eden kişide, ıslâh ettiği zaman önemli ve yüce bir amaç bulması gerekmektedir. O amaç ıslâh ettiği zaman ihlaslı olması lazımdır.

İşte Allah’ın peygamberi Sâlih (a.s.) kavmine çağrırarak şöyle buyurmuştur: “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.”  (Şuarâ suresi, 150-152. ayetler)

Musâ (a.s.) kardeşi Hârũn (a.s.) kavminde halife kıldığı zaman, onu bozgunculuk edenlerin yolunu izlememesine ve ıslâh (düzeltmek) ile tavsiye etmiştir. Allahu Te’âlâ buyuruyor ki: ” Mûsâ, kardeşi Hârûn’a, “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi.” (A’râf suresi, 142. ayet)

İslam peygamberi (s.a.v.) ondan önce gönderilmiş olan peygamberlerin başladıkları ıslâh davetini, hayat her tarafında (Dini, siyasi, ictimâi (toplumsal) ve ekonomi ) tamamlamak için gönderilmiştir. (s.a.v.)’in hayatına ve sîretine derin bir bakış atarsak, o günlerde toplum zina, hırsızlık, öldürme, riba ve insanların ve yetîm malarını haksızlıkla yemesi gibi kötü ve çirkin adetlerle dolu olduktan sonra, güzel ahlak ve iyi değerler üzerine islami bir medeniyet kurmuş (inşa etmiş) olduğunu buluruz. Peygamberimiz  (s.a.v.) bu kötü ve çirkin adetleri reformist yöntem ile düzeltmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in daveti, hayat ve ıslâh davetidir. toplumu ve bireyi bir ıslâh davetiydi. Allahu Te’âlâ buyuruyor ki: “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun.” (Enfâl suresi, 24. ayet). Dini yanında, (s.a.v.)’in daveti, hayat ve ıslâh devetiydi. Allah tek ve ortaksız bir ilâh olduğunu beyan etmiştir. Ve Allah tek olduğuna ve peygamberi (s.a.v.) sadık olduğuna kanıtlamıştır. İnsanların davranışlarını düzeltmenin yanında ise, peygamberimiz (s.a.v.) güzel ahlaka davet etmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ben, ancak güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” (Beyhaki süneninde rivayet etmiştir.).

Bugünkü çeşitli sahalarda bulunan tahrip, çatışma, savaşma ve fesat tersine, Peygamberimiz (s.a.v.) da toplum çatışmasız, nefretsiz, terörizmsiz ve barışçıl bir ortamda yaşamak için toplumu düzeltilecek olan islâmi ilkeler ve islâmi değerlere davet etmiştir.

Adalet, hoşgörürlük, söz tutmak, emanetleri ehline vermek, söz ve amellerde sadık kalmak, ana babaya iyilik etmek, yetîm mallarını yememek, komşuya iyi davranmak ve güzel söz söylemenin değerleri bütün  semâvî dinler üzerine ittifak ettikleri değerlerdendir. Semavi dinler kayanğı tektir. Bunun için peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ” Peygamberler baba bir kardeşlerdir. Anneleri ise muhteliftir. Dinleri birdir.” (Buhari sahihi), semavi dinler zamanlar ve yerlere göre ibadâtler  meselesinde farklı olabilir. Ancak ahlak ve insani değerler meselesinde aralarında herhangi bir ihtilaf yoktur. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: İlk peygamberlik sözlerinden insanların hatırında kalan: “Utanmazsan dilediğini yap” sözüdür.haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmek, ana babaya kötülük etmek, yetim malını haksızlıkla yemek ya da işçiler üceretlerini vermemek helal kılan bir semavi din yoktur.

Bir de yalan söylemek, vefazılık, verilen söz tutmamak ya da iyilik  yapmanın karşılığı kötülük vermek gibi şeyleri herhangi semavi bir din mübah kılmamıştır. Bütün semavi dinler güzel insani değerler üzerine ittifak etmişilerdir.

Bunun için İbn Abbas (r.anhuma) Allahu Te’âlâ’nın şöyle buyurduğu: “(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olu . Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyu . Başka yollara uymayı . Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırı . İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.  (En’âm suresi, 151-153. ayetler) hakkında şöyle demiştir: “şu ayetler muhkem, her hangi bir kitaptan nesh edilmemiş ayetlerdir. Bütün insanlara haram kılınmılardır. Onlar kitabın anasıdır. Yani kökü ve temelidir. Bu ayetlerle amel edenler (onlara göre davrananlar) cinnete gireceklerdir ve onları terk eden kişi cehennme girecektir”. Buna göre peygamberlerin ıslah davetlerine aykırı ve Şer’i Kavîm yolundan uzak duran bütün ıslah davetleri, bozgunculuk davetleri olur.

Peygamberimiz (s.a.v.) salâh ve ıslâh etmek (düzeltmek) meselesinde kavlen ve amelen (konuşarak ve yaparak) en güzel ve en yüce örnek vermiştir. Her şeyde (s.a.v.) ısalahı istiyor ve şöyle dua ediyordu: Allahım! her işimin esası olması itibariyle dinimi islah et, içinde geçimim olan dünyayı ıslah buyur, döneceğim yer olan ahiretimi de ıslâh et, hayatı, her türlü hayırları artırmama vesile kıl, ölümü de her türlü şerden kurtulup rahata ermeme vesile yap.” (sahih Müslüm). Peygamberimiz (s.a.v.) insanların aralarını kendisiyle düzeltmekte ve düzeltmeyi isteklendirmektedir. Sehl ibn Sa’d (r.a.)’dan (şöyle demiştir): “Kubâ ahâlîsi bir­birleriyle döğüştüler; hattâ birbirlerine taşlar attılar. Bu hâdise Resulullah’a haber verilince, Resûlullah (s.a.v.) hemen: “Bizi götürün de aralarım iyileştirip barıştıralım” buyurdu. (Buhari sahihinde rivayet etmiştir.).

Salah ve ıslâh (düzeltme) toplumun devam etmesi ve gelişmesi için sağlam bir kaledir. Biz öncelikle nefsi düzetlemye ve hayatın çeşitli (siyası, sosyal , ekonomik ve ilmi) alanlarını içeren bir şekilde temizlenmesine ihtiyacımız var. Nefisin düzletilmesi şer’i bir teklif ve dini bir görevdir. Özellikle bu günlerdeki nefislerde iman azalmış, ahlaklar bozulmuş, haklar ve görevler kaybolmuş. böylelikle  insanların çoğu ne büyükler ne âlimler ne akrabalar ne ana babalar ne de vatana  hakkı hürmet gösterir.

Islâh, insanın ne yapması ve ne yapılması gerektiğini bilmesi demektir. diğerlerin haklarına saldırmamalı, insanın görevlerini bilerek en iyi şekilde yerine getirmelidir. Kendi  doğruluğu, nefsini yüce ahlaklara alıştırması ve yolu sapmaktan, dünyada bozgunculuk ve haksızlık etmesi ve kin ve kötülükle kalbının doldurmasından  vazgeçmesi ve sıyırılması işte budur ıslâhın kendisidir. Nefsi, rabbi, ırkının çocukları ve kainatla doğrulık gösteren her insan işte kendi içinde ıslâh ve başkalara ıslâh geçekleştiren insandır. Sankı nefsin yüce ahlaklara alıştırması; haksızlıktan, günahlardan  ve Allah’ın yasakladıklarına düşmekten vazgeçiren ve dünayı imar ederek topluma genel bir faydayı getiren defineleri ve sırlarını çıkartmak için ıslâhın aracıdır.

Islâh yoluyla ayrımlık değil ülfet olur, bunun da aynısı Kur’ân Kerîm’de geçer. ıslâh yoluyla  rahmet, hoşgörü ve affetme değerleri tüm toplumun bireylerine demek tüm millete yansır. Islâh yoluyla da şiddet, nefret ve kin  kökünden sökülür.

Islâhın belirli bir vaktı yok, hatta insan hayatının son nefesine (soluğuna) kadar mücadele etmelidır. Bununla ilgili Resũlullah (s.a.v.) Enes ibn Malık (r.a.) rivayetine göre şöyle buyurdu: “Birinizin elinde bir hurma fidanı varken kıyamet kopacaksa da kopmadan önce onu diktirebilirse diksin.”(Buhari bu hadisi el-Edab el-Müfredde rivayet etmiştir.)

Kayda değer ki, ıslâh; insan kendisi, ailesi ve toplumuyla başlayıncaya kadar gerçekleşip meyvesini vermez. Hayat düzelmesi, ülkeler güven, iş ve gelişme ile dolu olması ve inanların arasında sevgi muhabbet yayılması için toplumun ıslahı olması gerekir. Salih (ıslahcı) – aralarını bozulan kişilerin aralarını düzeltmek için malını ve çabası sarfeden – için dua ederek Peygamber efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu : “İslam garib bir halde başladı ve yine garib bir hale dönecektir. Ne mutlu o gariblere ki insanların buzdukları şeyleri sünnetim yoluyla düzelteceklerdir.” (Sünen et-Tirmizî).

Islahın  birey ve topluma büyük etkileri vardır. Bu etkilerden biri: hoş bir hayat yaşamak, Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Erkek veya kadın, mü’min olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayatiyle yaşatırız. Ve mükafatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.” (Nahl süresi, 97. Ayet)

Onlardan da yıkılma ve tahribden  kurtulmaktır. Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Halkı iyi olduğu halde Rabbin, haksızlıkla memleketleri helak etmez.” (Hũd süresi 117.ayet)

Onlardan da yeryüzüne varis olmaktır. Zira yeryüzüne varis olmak  ıslâh şartıyla bağlıdır. Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Andolsun Zikir’den sonra Zebur’da da: ‘Yeryüzüne iyi kullarım varis olacaktır.’ diye yazmıştık.” (Enbiyâ suresi, 105.ayet).

Islâh etkilerinden de;  Allah’ın ıslâh prensiblini tutan kuluna korumayı sağlar. Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Süphesiz ki, benim koruyanım Kitab’ı indiren Allah’tır. Ve O, bütün salih kullarını görüp gözetir.) (Arâf suresi, 196. Ayet)

Hem de çocukları korumaktır. Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Duvara gelince, şehirde iki yetim çocuğun idi; altında da onlara ait bir hazine vardı; babaları ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ben bunu da kendiliğimden yapmadım. İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.”  (Kehf suresi, 82. ayet). Hz. Musa (a.s.)’le salih kul Hızır’ın arasında olan iki yetim çocuğun duvarı hikayesi bilinir.  duvarın inşa etmesi tesadüf  değildi, gerçi babaları iyi bir kimse olduğundan dolayıdır.

Hem ıslâh dünya ve ahirette korkudan güven verir. Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler) (Enâm suresi, 48. ayet). Hem de mağfiret ile rahmet getirir; Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Eğer arayı düzeltir, günahtan sakınırsanız Allah şüphesiz çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Nisâ suresi, 129. ayet)

Islâh bir şeye girdiği zaman süsler ve güzeleştirir. Allahu Te’âlâ ve onun resũlü (s.a.v.) sevdiği bir ahlak vesilesiyle hayat düzelir, garibanı yücelten  güçlü ve  sağlam bir ümmet olur. Onunla müslümanlar birleşip sözlerini bir olur, ayrılıklarını son erdirir, sevgi ve muhabbet yayılır ortada. İşte iman kardeşliğinin kanıtıdır. Allahu Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hücürât suresi, 10. ayet)

Islâh değerini kaybedersek,  toplum bozgunluğa uğrar, aileler yıkılır, kargaşa yayılır , Allahın kutsal şeylerine saygısızlık gösterilir, günahlar işlenir hatta bütün toplum, ülke ve uygarlık yıkılır. Böylece ıslâh etmekten vazgeçmek dünyada eziyet ve manavi yıkılışa sebep olur. Fakirlik ve aşağılık gibidir.