Sahabe (r.anhüm) Faziletleri ve Güzel Sirelerinden Bazı Örnekler
1 Recep 1437 H. – 10 Nisan 2016 M.

awkaf-

 

Unsurlar:

  1. İslamda sözün yeri ve değeri.
  2. Dili korumak, İmân alâmetlerindendir.
  3. Söz söylemenin emaneti ve sorumluluğu, Ahlaki ve Şeri‘i bir vaciptir.
  4. Söz söylemenin tehlikeliği ve söz söylemenin Fert ve toplum hayatındaki etkisi.
  5. Kurân-ı Kerîm ve Nebevî Sünnetinden Deliller:

       Kurân-ı Kerîm‘den Deliller:

  1. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.” (Ahzâb Suresi, 70-71. ayetler.)
  2. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “İnsanlara güzellikle söz söyleyin.” (Bakara Suresi, 83. ayet)
  3. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.” (İsrâ Suresi, 53. ayet)
  4. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.” (Fussilet Suresi, 34. ayet).
  5. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Rahmân Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti.” (Rahmân Suresi, 1-4. ayetler.)
  6. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir.” (İbrâhim Suresi, 2-26. ayetler)
  7. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).” (Bakara Suresi, 263. ayet)
  8. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.” (Nahl Suresi, 116. ayet)
  9. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Firavun’a gidin. Çünkü o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.” (Tâhâ Suresi, 43-44. ayetler)

 Nebevî Sünnetinden Deliller:

  1. Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kul, Allah’ın hoşnut olduğu bir sözü önemsemeksizin söyleyiverir de Allah onun derecesini yüceltir. Yine bir kul Allah’ın gazabını gerektiren bir sözü hiç önemsemeksizin söyleyiverir de Allah onu bu sözü sebebiyle cehennemin dibine atar.” (Müttefkün aleyh)
  2. Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İçinde güneş doğan her gün, insanların her bir mafsalı için kendilerine bir sadaka gerekir. İki kişinin arasında adaletle hükmetmen bir sadakadır. Hayvanına binmek isteyen bir kimseye yardım ederek, hayvana bindirmen veya eşyasını hayvana yüklemen bir sadakadır. Güzel söz bir sadakadır. Namaza giderken attığın her adım sadakadır. İnsana zarar veren şeyleri yoldan kaldırıyor.” (Müttefkün aleyh)
  3. Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Münâfığın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde sözünde durmaz. Kendisine bir şey emânet edildiğinde hıyanet eder.” (Buhari onu rivayet etmiştir.)
  4. Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!” (Müttefkün aleyh)
  5. İbn-i Abbas (r.a.)’dan şöyle anlatmıtır ki, bir kişinin ridasını rüzgâr savurmuştu, tutup rüzgâra lanet etti. Resûlullah (s.a.v.) müdahale buyurdu: “Sakın rüzgâra lanette bulunmayın. O memurdur. (Allah’ın emriyle) iş görmektedir. Şunun bilin ki, kim bir şey haksızlıkla lanet ederse, lanet kendisine döner.” (Ebu Davud onu rivayet etmiştir.)
  6. Muâz b. Cebel (r.a.) anlatmıştır ki: Bir yolculukta Peygamber (s.a.v.) ile olup da (s.a.v.)’e yaklaştım ve yanına gittim. Peygamber (s.a.v.) bana hitap ederek şöyle buyurmuştur: “Sana her işin başını, ana direğini ve doruk noktasını bildireyim mi?”  Ben (Muâz):  “Evet, bildir, ey Allah’ın elçisi!” dedim.  Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem”:  “İşin başı İslâm, direği namaz, doruk noktası (zirvesi) cihaddır.” buyurdu.  Rasûlullah “sallallahu aleyhi ve sellem” daha sonra:  “Bu anlattıklarımın hepsini tutan, onların devamına ve olgunlaşmasına sebep olan şeyi haber vereyim mi? diye sordu.”.  Ben:   “Evet, bildir, ey Allah’ın nebisi!” dedim.  Bunun üzerine Rasûlullah “sallallahu aleyhi ve sellem” dilini tuttu ve: “Şunu koru!” buyurdu.  Bunun üzerine ben: “Ey Allah’ın nebisi! Biz konuştuklarımızdan sorumlu tutulacak mıyız? diye sorunca, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Annen hasretine yansın ey Muâz! İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen dillerinin ürettiklerinden başka bir şey midir!” ( Tirmizî onu rivayet etmiştir.)
  7. “Âdemoğlu sabaha çıktığı zaman bütün organları dile baş eğerler ve kendi dilleri ile şöyle derler: Ey dil! Bizim hakkımızda Allah’tan kork. Biz sana uyarız. Eğer sen doğru olursan biz de dürüst oluruz. Eğer eğilirsen bizde eğiliriz.” (Tirmizi)

III. Konu:

Allah’u Te’âlâ, İnsan’a büyük ve sayısız nimetler ihsan etmiştir. Allah’u Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” ( Nahl Suresi, 18. ayet). Ve dil ( lisân ) nimeti, bu büyük ve yüce nimetlerdendir. Allah’u Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi? ” ( Beled Suresi, 8-9. ayetler). Bundan sonra Allah’u Te’âlâ, dili güzelleşti ve insanın dışında hiçbir varlığa bu özelliği ihsan etmemiş ve bu nimetiyle insanı tamamlamıştır. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Rahmân Kur’ân’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti.” (Rahmân Suresi, 1-4. ayetler.).

Söz, insanın içindeki yansıtır ve diğerler insanlarla irtibat korur, konuşmakla hayatındaki bütün işler gereçekleşir ve şaka zamanında olsa bile, İslam Şeri’ati söz söylemeye önem verdiği gibi, her hangi bir Şeri’at, bu kadarda ona önem vermemiştir. Güzel sözlerle ümmetler şad olur ve kötü sözlerle ümmetler perişan ve mutsuz olur. Bir sözle, namusları, ırzları dokunur ve canları yıkılır ve bir sözle namuslar, ırzları ve canları korunur.

 Söz söylemenin tehlikeli olduğu için, İlâhı buyruğu (emri), dili tutması ve korumasıyla gelmiştir. Allah’u Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.” ( Kaf Suresi, 18. ayet). İnsanın bütün azaları (organları) dile tabi ve bağlıdır. Dil istikamette olursa diğer azalar de istikamette olurlar, dil sapıtırsa diğer azalar de sapıtırlar. Ebu Said El-Hudri (r.a.)’dan anlatmıştır ki: “Âdemoğlu sabaha çıktığı zaman bütün organları dile baş eğerler ve kendi dilleri ile şöyle derler: Ey dil! Bizim hakkımızda Allah’tan kork. Biz sana uyarız. Eğer sen doğru olursan biz de dürüst oluruz. Eğer eğilirsen bizde eğiliriz.” (Tirmizi).

Hz. Peygamber (s.a.v.) Muâz b. Cebel (r.a.)’ya, dil, insanı cennet veya cehennem girmesine sebep olur.  Muâz b. Cebel (r.a.) anlatmıştır ki: Bir yolculukta Peygamber (s.a.v.) ile olup da (s.a.v.)’e yaklaştım ve yanına gittim. Peygamber (s.a.v.)  bana hitap ederek şöyle buyurmuştur: “Sana her işin başını, ana direğini ve doruk noktasını bildireyim mi?”  Ben (Muâz):  “Evet, bildir, ey Allah’ın elçisi!” dedim.  Resûlullah (s.a.v.):  “İşin başı İslâm, direği namaz, doruk noktası (zirvesi) cihaddır.” buyurdu.  Rasûlullah “sallallahu aleyhi ve sellem” daha sonra:  “Bu anlattıklarımın hepsini tutan, onların devamına ve olgunlaşmasına sebep olan şeyi haber vereyim mi? diye sordu.”.  Ben:   “Evet, bildir, ey Allah’ın nebisi!” dedim.  Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) dilini tuttu ve: “Şunu koru!” buyurdu.  Bunun üzerine ben: “Ey Allah’ın nebisi! Biz konuştuklarımızdan sorumlu tutulacak mıyız? diye sorunca, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Annen hasretine yansın ey Muâz! İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen dillerinin ürettiklerinden başka bir şey midir!”.

Söz, bir emanettir. Onun söyleyeni, konuştuğu zaman, Allah’tan korkması gerekir. Çünkü söz söylemsinde bazı tehlikeler var ve söz söyleminin üzerine ya büyük hayırlar ya da büyük tehlikeler teretüp edilir. Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kul, Allah’ın hoşnut olduğu bir sözü önemsemeksizin söyleyiverir de Allah onun derecesini yüceltir. Yine bir kul Allah’ın gazabını gerektiren bir sözü hiç önemsemeksizin söyleyiverir de Allah onu bu sözü sebebiyle cehennemin dibine atar.” (Müttefkün aleyh)

İyi ve güzel söz, konuşan imanına bir kanıt ve bir dilildir. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin yahut sussun!”. Hak Sübhanehu ve Te’âlâ, bütün insanlarla konuştuğumuzda, doğru ve güzel sözü söylememizi emretmiştir. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Herkese güzel sözler söyleyin.” (Bakara Suresi, 83. ayet.). Yine şöyle de buyuruyor: “Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler.” (İsrâ Suresi, 53. ayet.), ve şöyle de Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.” (Ahzâb Suresi, 70 -71. ayetler.), işlerin düzeltilmesi ve günahların bağışlanması, güzel söz üzerine teretüp edilir. Bunun için, İslam dini, bütün söylentilerin ve dedikoduların doğruluğunu araştırmak gerekli olduğuna emretiştir. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. ” (Hucurât Suresi, 6. ayet)

Dilin korumasını ve tutmasını, imanın tamamına ve İslamın iyiliği ve düzgünlüğüna ve Cenneti Firdevs ulaşmasına bir delil ve bir kanıttır. Düşmanı arkadaşa dönüştürür. Allah’u Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.” (Mü’minun Suresi, 3. ayet) Allah’u Te’âlâ şöyle buyurduğuna kadar: “İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.”. (Mü’minun Suresi, 10-11. ayetler). Sehl b. S’ad (r.a.)’dan rivayet edildiğine, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim dili ile iffeti konusunda bana garanti verirse, ben de ona cennet hakkında garanti veririm.” (Buhari)

            Sözün emaneti ve sorumluluğu, Ahlaki ve Şeri’i bir vaciptir. Ümmeti birleştirip de küvetlendirir, düşmanı arkadaşa dönüştürür ve şeytanın hilesi meneder. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: ” Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.” (Fussilet Suressi, 34. ayet). Güzel söz, kalpleri ısındırır, nefsleri düzeltirir ve gamları ve hüzünleri uzaklaştırır, gazabı mahveder, hoşnutluğu ve mutluluğu kazandırır. Ebi Zer (r.a.)dan anlatmıştır ki, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır.” (Buharinin El-Edeb El-Müfred).

            Güzel söz de, Müslüman ve gayri müslim arasındaki ilişkiler üzerine güzel bir şekilde etkiler. Allah’u Te’âlâ, düşmanlarla bile konuştuğumuz zaman, onlara yumuşak söz söylememizi emretmiştir. Allah’u Te’âlâ şöyle buyurmuştur: “Firavun’a gidin. Çünkü o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar .” (Tâhâ suresi, 43-44. ayetler.)

Kayda derğr ki, yazılan sözün afetleri ve zararları vardır. Bu zarar, söylenen (şefahi) sözün zararlarından az değildir. Gerek yazılı, gerekse de  sözlü söz bir emanettir. Yalan haberleri yayılmak, gereçekleri çarpıtma, aziz ve şerif insanlar ırzlarına dokunma, söze bir ihanet saılmaktadır.

Bügünlerde güzel söze çok ihtiyacımız vardır. Güzel söz, topluma ve insanlara iyi ve güzel bir şekilde etkiler. güzel söz işleri düzeltiyor ve günahlar bağışlamasına sebep olur. Allah’u Te’âlâ buyuruyor ki: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.” (Ahzâb Suresi, 70-71. ayetler.)